Platonik aşk

Kategori: Aşk-Sevgi

Onunla göz göze gelmek bile kalbinizin hızlı çarpmasına neden olurken, o yani bir şeyler hissettiğiniz kişi sizin yanınızdan, sessizce geçip gider. Siz heyecandan tir tir titrerken, o etrafındakilerle  meşgul olur ve onlar ile ilgilenir. O sizin için hayatınızın  en önemli kişiyken, siz onun için sadece sıradan ve basit  birisinizdir. Hem aşık, hem de aptal hissetmenize sebep olur… Bazı hareketlerinden veya tutumlarından, davranışlarından , konuşmalarından veya göz hareketlerinden yani bakışlarından isaretler alıp, umutlanır, bozulur, daralır, kırılırsınız. Böyle birşeydir bence platonik aşk dedikleri bu garip şey !

Okul ; Tabiî ki bu en klasik ve en çok platonik ask yaşanan mekanlardan biridir galiba..Zamanımızın büyük bir bölümünü veya büyük bir kısmını  burada geçirdiğimiz için.Ders dışında bir çok konuda da beynimizi çalıştırırız. Aşık olduğumuz birey kadın yada erkek olsun genellikle üst sınıflardandır. Fakat yaşı sizin yaşınızdan çok fazla büyük olmaz,bu fark sadece bir kaç yas olur.Platonik olarak aşık olduğumuz kişinin  karizmatik ve etkileyici hareketleri vardır,ona ve yüzüne bakmaya doyamaz insan.Eğer platonik olarak aşık olduğumuz kişi futbol, basketbol veya voleybol gibi okulun takımlarından birinde oynayan gözde bir kişilikse mutlaka her maçına gidilir,hiç bir maçı kaçırılmaz,hayran hayran izlenir. Belli edemesekte ‘bir gün mutlaka benim sevgilim olacaksın’ diye içten içe bağırılıp durulur ve hayaller kurulur.hırsta yapılır bu konu yüzünden.Hatta bazı zamanlar bu düsünce ve hayaller abartılıp kendi kendimize konuşmaya başlayacak kadar saçmalamayabiliriz.En büyük hayal kırıklığı bir gün platonik aşkımızın kendisine bir sevgili bulmasıdır.evet bu olay bizi derinden yaralar,insan tarif edilemez,anlatılamaz duygular içerisine girer,’beni nasıl aldatırsın sen?’ diye içimizden sitem edip dururuz. Ama o bizi aldatmış olmaz aslında. Fakat bir türlü bunu kabullenmek ve anlamak istemeyiz. Sizlere tavsiyem platonik aşkınızla eğer ilişki kurmanız imkansız, sadece hayal gibi gözüküyorsa uzaktan sevin, hırçınlık yapmayın ve efendi olun.

Yazlıkta platonik aşkların yaşanabileceği yerler arasında 2.dir. Özellikle her yaz gittiğiniz bir yer varsa orada mutlaka bir platonik aşkınız olur ama eğer yok ise bu eksiklik çevre sitelerden, yazlıklardan giderilerek, platonik aşk macerası başlar. Genellikle yazlıklardaki platonik aşklarda yaş farkı enfes olur.Yani öyle bir yaş farkı değil 5-6 yaş gibi hayatta mümkün olmayacak hayaller peşinde koşturup durulur. Platonik aşkın her hareketi, her yaptığı takip edilir hatta büyük umutlarla tanışmak için yanaşırsınız ona. Cesaretinizi toplarsınız, O size ‘ayy ne şirin bir şeysin sen’ gözüyle bakarken sizin içinizde ateşler yanar, bir şeyler kopar, volkanlar patlar. Yazlıkta disko, bar falan varsa platonik aşka dans teklifi edilir, eğer kabul ederse kesinlikle kibar bir insan olduğundandır. Yoksa başka bir şey düşünerek teklifi kabul ettiğinden değildir ama biz yinede kendi kendimize umutlanırız, gelin güvey oluruz sonrada tribe gireriz.Yazlıktaki platonik aşkınızı sadece beğenin. Daha fazla bir şey beklemeyin,kendi yaşlarınızdaki kişilerin peşinden koşun, denize girin, eğlenin, güneşlenin, hayatınızı yaşayın…

İş yerinde yaşanan platonik aşklar vardır birde. Fakat bu olay bu mekanda çok nadir yaşanır. Yani  hem çok daha rahat bir ortam olduğu için,hem de tabi yaşlar büyük olduğu için  platonik aşkı gerçeğe dönüştürme çabaları oldukça fazladır ama bu şahıs patronunuz ise ortaya çok daha karışık ve zor bir durum çıkar. Bu yüzden bu tarz platonik aşklar gerçek bir ilişkiye doğru asla yelken açamazlar.

Yorumlar: Closed Etiketler:

Evlilik aşkı öldürür mü?

Kategori: Aşk-Sevgi

Evlilik kavramı aslında oldukça yorucu, meşakkatli aynı zaman mutluluk veren, tebessümlü ve mükemmel bir kurumdur dersek herhalde yanılmış olmayız. Sorumuza gelince yani evlilik aşı öldürür mü soruna biz pek çok kişinin aksine hayır diyoruz. Ama hayır dediysek bu iş o kadar da basit demiyoruz yerine getirmeniz gereken koşullar var tabi ki. Ama gerekli koşulları yerine getirince kesinlikle öldürmüyoruz buna emin olabilirsiniz.

“Evlilik acaba aşkı öldürür mü?” gibi çok klişe ama her zaman merak konusu olan bu soruya, pek çok evli insan genellikle “evet” yanıtını verir. Çünkü onlar, aslında, aşkın ölümünü sadece evliliğin üzerine atan ve kendilerini bu durumdan suçsuz çıkaran kişilerdir. Aslında aşkı öldüren, erkeğin ve kadının artık birbirlerine tam anlamıyla duygusal yatırım yapmamaları ve aralarında ki ilişkiye özen göstermemeleridir.

Elbette ilk zamanlarda ki o aşkın en yoğun yaşandığı, ayakların sanki yerden kesildiği dönemlerden sonra evlilikte artık karşınızda tam olarak idealdeki değil, gerçek bir insan vardır. Sürekli yanınızda, evinizde ve yatağınızda o vardır. Dişlerini fırçalama biçimi, evdeki düzeni, yemek yeme tarzı, oturuşu gibi pek çok şey farklı gelebilir size. Belki bir miktar hayal kırıklığına bile uğrayabilirsiniz, farklı alışkanlıklarını yadırgayabilirsiniz. Ama gerçekte bunlar normal olandır. Çünkü onu her şeyi ile mükemmel ve sorunsuz görmek bir çeşit hastalıktır. Yani siz doğru olanı yapıyorsunuz merak etmeyin. Çünkü o mükemmel değil.

“Birbirimiz için anlamlı, farklı ve özeliz”

İşte aslında evlilikte kabul edilmesi gereken galiba ilk şey, iki ayrı, iki farklı insan olduğunuz gerçeğini bilmenizdir. “Garip ve birbirinden farklı taraflarımızla, tamamen farklı renklerimiz ve zevklerimizle başka insanlarız biz” diyebilmektir önemli olan. Ama tabii bu kelimeyi söylerken arkasından, “Ama biz birbirimiz için çok özeliz çünkü biz birbirimiz için yaratılmışız” da diyebilmektir.

Genellikle bunu başaramayanlarda, çiftlerden birinin diğerini ya da her ikisinin de birbirini değiştirme isteği ve onu kendi istediği şekle getirme çabası oluşur. Bu, elbette karşı tarafın duygularını ve iç dünyasını kırarak, onu eleştirerek, yargılayarak, suçlayarak verilen bir uğraştır.

Çıkmaya başladıktan sonra veya flört ederken birbirlerine olan hayranlıklarını dile getiren, başarılarını onaylayan ve bunları kutlayan çiftler, evlendikten bir süre sonra, “Of o benim gibi olsun, benim gibi düşünüp, her zaman benim gibi hissetsin” demeye başlarlar.

Aşk her zaman paylaşım ister fedakârlık ister

İşte tam olarak bu noktada evlilik için tehlike sirenleri çalmaya başlar. Çünkü istemeden zorla değiştirilmek istenen kişi, karşı tarafa direnç gösterir, tabi ki o direndikçe çatışmalar ve tartışmalar başlar. Çatışmaların yoğunlaştığı evliliklerde, çok üzücü olsa da eşlerin birbirlerinden uzaklaşması, aşkın ölmesi kaçınılmaz olur. Oysa aşk, paylaşım, sevgi ve çatışmasız bir ortam ister. Kısaca kendisi için fedakârlık ister.

Evlilik kavramın da duyguların canlılığını tamamen yitirmesinde, çiftlerin nikâh masasında attıkları o imza sonucu birbirlerine sonsuza dek sahip oldukları düşüncesi, inancı ve kaybetme korkusu yaşamama gibi durumların da büyük payı vardır. Oysa karşısındakini kaybetme korkusu, bir ilişkiyi canlı tutar, monotonlaşmamasını ve sıradanlaşmamasını sağlar.

Karşınızdakine sevdiğinizi söyleyin bundan kaçmayın

Sevgi, mutluluk ve aşk da emek ve çaba ister. “Nasılsa evlendim, artık o benim kocam/karım, sevdiğimi söylememe gerek yok o bunu nasıl olsa biliyor ” diye düşünmemelisiniz. En anlamsız bir zamanda ona fısıldayacağınız ‘’ seni seviyorum ‘’ kelimesi belkide içinde sakladığı veya üzerinde taşıdığı tüm kırgınlıkların bir anda yok olmasını sağlayabilir. Bunları sakın unutmayın. Her zaman mutlu olun ve mutlu kalın. Çünkü mutluluk biz insanlara sunulmuş tek anlamlı kavram herhalde.

Yorumlar: Closed Etiketler: ,

Ayrılık

Kategori: Aşk-Sevgi

Sonun başı, başın sonu gibidir ayrılık.

İnsanlar ayrılırlar çünkü ya sevgi bitmiştir aralarında birbirlerine duydukları ya mutluluk ya da güven. Biten her ne ise ayrılmalarına yol açar. Kimi bir yıllık ilişkisini bitirir kimileri bir aylık. Fark etmez önemli olan gelinen noktadır yani ayrılık kısmı.

Mutlu başlar her şey çünkü karşınız da sizi özel ve güzel hissettiren biri vardır, bu durum çok hoşunuza gider hangi insanın gitmez ki öyle değil mi? Hisleriniz git gide büyür sanki içiniz de ona duyduğunuz sevgiden bir orman oluşmuştur. Her gün biraz daha büyüyen ve her gün biraz daha gelişen, her gün kendisini biraz daha yenileyen kocaman bir sevgi ormanı gibidir. Ve siz her gün bu ormanı sevginiz ile ayakta tutan baş mimar baş sorumlu kişisinizdir. Daha sonra günler geçmeye başlar artık aranızda sadece sevgi yoktur birbirinize duyduğunuz muazzam bir güven duygusu oluşmuştur. Sanki onun yanındayken siz dünya yıkılsa bile size bir şey olmayacakmış gibi gelir. Sanki üzerinize biri koruyucu kanatlarını germiştir. Siz artık güvendesinizdir artık her nefes alışınızda sizin ile beraber nefes alarak büyüyen bir sevgi ve sevgili vardır. Bu duygu sizin için muhteşemdir. Zaman biraz daha ilerler ve sevginiz ile güveninizin olduğu o gruba bir başka öğe katılır adı kıskançlık olur. Bu durum çok hoşunuza gider sonuçta sadece kıskanan kişi çok seviyordur kavramı öğretilmiştir size. Ayrıca sizi bir başkasından kıskanması daha fazla sahiplenmesi anlamına da geliyordur bu yüzden ilk başlarda bu iş hoşunuza gider ama dozu çok önemlidir çünkü fazla kıskançlık sizi hem mutsuz hem de üzmeye yeterlidir. Bu ayarı genelde tutturamazsınız, bu durumda sevginize yeni bir kavram daha katılır mutsuzluk ve üzülme gibi,  bunlara ilişki başlayıp biraz ilerledikten sonra alışmanız gerekir çünkü ilişkiniz boyunca çok sık olmasa da ara ara bunlar ile karşılaşacaksınız ve eğer güçlü olmayı başaramazsanız, kurtaracağınız bir ilişkiniz ne yazık ki kalmayacak demektir. Bu yüzden fedakârlıklar yapmanız gerekecektir bazen elbette siz bu kavramı da en iyi şekilde öğrenip sevgi bahçenize bunu da dâhil etmek zorundasınız. Evet, zorundasınız dedik çünkü galiba bir ilişkinin sevgiden sonraki en önemli yapı taşlarından biri bu yani fedakârlık olacaktır. Çünkü bazen siz karşı tarafın yaptığı kırıcı, üzücü ya da sizi mutsuz edecek kararlara göz yumup fedakârlıklar vereceksiniz kendinizden bazen de karşı taraf ilişkiniz için kendinden fedakârlıklar yapmaya başlayacak eğer bunları yapmakta başarısız olursanız ayrılık için ziller çalıyor demektir. Ama tüm bunları yapmanıza rağmen bir gün ayrılık kapınızı çalacaktır. Siz ilk başlarda korkacaksınızdır bu yabancı kavramdan ve içeri almak istemeyeceksinizdir. Belki aylarca belki günlerce direneceksiniz ama bir gün pes edip içeri buyur edeceksiniz. Ayrılık bir kere açılan o kapıdan içeri girdikten sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Çünkü insanlar bir kere ayrılığı düşündükleri anda yani bir kere birbirlerini sevmekten vazgeçtikleri anda her şey son bulur. O kocaman sevgilerinden geriye sadece birer basit anılar kalır. İnsanlar bir kere ayrıldıktan sonra istedikleri kadar barışsınlar yine ayrılacaklardır ve bu son kaçınılamazdır. Çünkü bir kere onu bırakmayı başarmış bir insan her şeyini o bırakma ile yakmış demektir ona duyduğu sevgiyi de, mutluluklarını da, güvenini de. . .

 

Tüm bunlardan sonra yalnız kalmayı keşfeder insan ilk başları çok sancılı, çok ağrılı geçer ama zamanla alışır, çünkü zaman biz insanoğluna sunulan en muhteşem ilaçtır. Ve her şeye alışıktan sonra yeni ve bembeyaz bir sayfa açar insan kendisi için ve her şeye yeniden başlar ama bir farkla artık cepleri de avuçlarında yaşanmışlık veya tecrübe dediğimiz minik çakıl taşları ile doludur. Ve bu onun bu hayatta sahip olabileceğini en büyük şeydir.

Yorumlar: Closed Etiketler: ,

Aşk ile ilgili sözler

Kategori: Güzel Sözler

Aşkla ilgili güzel sözler. Derlediğimiz en güzel aşkla ilgili sözler ve aşkla ilgili mesajlar;

İlerde oğluma anlatacağım seni; Sevmiyorsan oyalama, Kırma kimsenin kalbini… Seviyorsan incitme, Belli et sevdiğini… Sakın ağlatma! Ağlarsa sil gözlerini… Acıtma canını, Üzme, yıpratma… Kızlar hassas olur çiçek gibi, Kokla; yalnız bir tanesini Ama dikkat et koparma gövdesini… Sev, sana değer vereni, Senin için ölebileni sev diyeceğim… Sırf sana benzemesin diye..

İleride çocuklarım Anne senin ilk aşkın kimdi? Dediğinde ‘Eski resimlerini çıkarmak yerine ‘Babandı’ diyebilmeli insan…

Kur beni kur bu kalbine Sen yine bakışlardan öte Elleri bağrıma koydum inan Gökte güneş oldum parıldayan dön de bir kalbine sor o zaman Ben değildiydim kan ağlayan çektin gittin son bir sayfa gibi Son bir ayda yıkıp geçtin ha Derdide çektim ellerimdeki Bu acı tablosunu hiç görmedin Bende bir borcun var ki durdun Yarın… Yine öldür beni buldun Kalbimin hatırası bu mevsim bak Çiçeklerimdin yine soldun

Unuturum diye yorma kendini, Her sevenle beni bir tutamazsın. Bu kadar yürekten sevmişken seni, Öyle kolay değil, unutamazsın. Yıllar sonra Bir gün seni anarsam, Kulakların değil kalbin çınlasın, Ardından bakıp ta öylece kalan, Gözlerimde donmuş iki damlasın.

Bazı gecelerde gökyüzüne baksan ayı göremezsin, ama bilirsin ki ay gecenin içinde bir yerlerde saklıdır. Tıpkı yanımda olmasan da her zaman kalbimde olduğun gibi…

Sen nehirlerde akan suyum, beni ıslatan sevda yağmurumsun, sen aşkta yol aldığım ilk gemi durduğum son limansın. Sen beni üşüten rüzgâr, yüreğimi yakan son ateşsin.

Ölmek dünyada unutulup gitmekmiş, ölmek bir kefen giymekmiş, ölmek o soğuk o korkunç ve o kara toprağa girmekmiş… Yok, be aşkım asıl ölmek “sensizlikmiş”

Ağırdır sevmelerim her yürek taşıyamaz, büyüktür umutlarım her omuz kaldıramaz, her şey olur da şu kalbim, bir tek sensiz olamaz.

bir gülün peşinde koşanlar çiğnedikleri kır çiçeklerinin farkına varmazlar…

bir bulut gibidir benim kalbim başka yüreklerle çarpışır yağmur yağdırır ve bu yağmurda sadece vazgeçemediklerim ıslanır şimdi dokun saçlarına mutlaka ıslaktır!

Sevmiyorum şu saatin sesini, akmasın dursun zaman. her şeyin bir öncesi ve sonrası vardır derler ya; YALAN. Senden önce vardım belki ama aşkım senden sonra olmayacağım inan.

Aşk kaçmaktan çok kovalamak, görmekten çok özlemek, gitmekten çok beklemek, dokunmaktan çok düşünmektir. Ve aşk öyledir ki nerde imkânsız varsa onu seçer.

Ağzımdan çıkacak söz olsan konuşmam, gözümden akacak yaş olsan ağlamam, kalbime hapsettim seni hiçbir yere bırakmam!

Bugün her zamankinden farklı bir şey yapayım dedim olmadı yine sana defalarca aşık olup seni düşündüm..

Bugün bir çiçekçinin önünden geçerken bir çiçek ben çok güzelim beni al diyordu. Onu aldım ama güzel olduğu için değil seni gördüğünde utansın diye.

Gül nedir ki, solup gider.Gün nedir ki,gelip geçer.Ateş nedir ki, söner gider. Ama sana olan sevgim sonsuzdur. Ancak “MEZARDA” biter.

Hakikatin varlığından, güneşin parlaklığından şüphe edebilirsin ama benim sevgimden asla. SENİ ÇOK SEVİYORUM AŞKIM..

Keşke yalnızlığım kadar yanımda olsaydın, keşke yalnızlığımı benimle paylaşsaydın, keşke senin adın yalnızlık olsaydı da ben hep YALNIZ kalsaydım.

Yine zalim kış sabahı gözlerimde ve yine sadece sen varsın hayallerimin en ücra köşelerinde bile ve bir gece ve bir gece daha ve sonsuza dek yanımda olsan. Sarılsam sana sımsıkı doyasıya özlesem seni gizlice…

Birilerine ismini Söylesem Kaybolup Bitecek Gibisin Boğazımda Düğümsün Yutkunsam Gideceksin Yutkunmasam ÖLÜRÜM…

Öyle zor ki düşüncelerimi söyleyememek, öyle zor ki gecelerce uyumadan hep seni düşünmek ve öyle zor ki gözlerinin içine bakıp ta seni seviyorum diyememek… gülüşü yaralım…

Aşkımsın, Güzelimsin Yüreğimdeki Tek Dileğimsin, Tutunacak Tek Dalım Sen Aşım, Yarınlarım Sen Helalimsin…

İstemem sevmeni artık unutulsun bu fasıl… Küllenir gün gelecek, yoksa bu ateş beni de… Çok zamandan berridir özlediğim buydu asıl… göremezsin ben uzaklarda iken gölgemi de…elveda aşkım

Bir gül olmak isterdim neden mi? Beni koparıp kokladığında vücudunun derinliklerine girip, Bir daha oradan çıkmamak için. Seni Seviyorum.

Bu gün bir meyhane keşfettim mezarlığın tam karşısında, Eğer ki bir gün beni ararsan ya meyhanedeyimdir ya da tam karşısında…

VEFASIZ sendin beni diller dökerek mutlu eden, lakin ne çabuk böle vefasız olu verdin yokmuş bilirim ben gibi hep aşka gülen sevdim diye güller gibi heyhat soluverdim

Ben seni dün sevmedim çünkü dün bitti ben seni bugün sevmedim çünkü bugün bitecek ben seni yarın sevdim çünkü yarınlar hiç bitmeyecek…

Bana seni seviyorum dediğin zaman bu yalan bile olsa bu yalanı dünyanın bütün gerçeklerine değişmeye hazırım(küçüğüme)

Aşk insanın hem dostu hem de düşmanıdır. İnsanı onun gibi yıkan, onun gibi sevindiren bir şey daha yoktur hayatta.

Hayatta üç şeyi sevdim: Seni; Kalbimi; Ümit etmeyi… Seni sevdim, sensin diye, Kalbimi sevdim, seni sevdi diye, Ümit etmeyi sevdim, belki seversin diye…

kalbim kopsa yerinden avucuna atacağım elimden gelse ömrüne ömür katacağım yemin olsun

 

Gül ile suyun aşkı

Kategori: Aşk-Sevgi

Gül ile suyun aşkını anlatan çok güzel bir hikaye

Günün birinde bir gül ile su karşılaşır ve arkadaş olurlar. İlk önceleri arkadaşlık olarak devam eder bu durum .Tabii ki zaman lazımdır birbirini tanımak için. Gel zaman git zaman gül o kadar mutlu olur ki bu arkadaşlıktan ve birliktelikten, mutluluktan içi içinelerine sığmaz artık ve anlar ki suya aşık olmuştur  gül. Hayatında ilk kez aşık olan gül, burcu burcu açar ve etrafa kokular saçar. Suya dönüp der ki birgün:

Sevgili su, seni sevdiğim için böylesine değiştim, açtım ve etrafa kokular saçtım, yalnızca seni sevdim diye”

Öyle zaman gelir ki artık su da içinde güle karşı birşeyler hissetmeye başlar Zanneder ki güle aşık oldum Günler ve aylar birbirini kovalar ve gülü sevdiğini zanneden su, artık eskisi kadar ilgilenmez gül ile

Gül ise;

“Acaba su beni artık sevmiyor mu” diye düşünmeye başlar.
Çünkü suyun kendisine olan bu ilgisizliği onu üzmeye başlamıştır İçin için bu soruyu sorar kendine Birgün gül suya der ki:

“Biliyor musun ben seni cok seviyorum” Su:

“Ben de seni seviyorum” der

Aradan zaman geçer ve gül yine suya: “Seni seviyorum” der
Su sıradan bir ifadeyle “Ben de” der Ama gül bu sözde sevgiyi hissedemez Bu sıradanlaşma gittikçe sürer ama gül sabırla hep

“Seni çok seviyorum ” der suya Ama artık öyle bir duruma gelir ki gül, etrafa o güzel kokuyu saçamaz ve burcu burcu açan dalları solmaya yüz tutar Kendini toparlayarak ve son kez suya:

“Biliyor musun seni hala çok seviyorum” der göz yaşları içerisinde

Su da ona döner ve yine o bildik ironik ve umursamaz edası ile:

“Üff söyledim ya ben de seni seviyorum diye” der Gün gelir gül yataklara düşer Çok hastalanmıştır gül, rengi solmuş çehresi sararmıştır Yataklardadır artık Su ise başında bekler gülün, yardımcı olabilmek için onu çok seven ve sevdiğini her fırsatta söyleyen sevgili dostuna Ama bellidir ki artık gül ölecektir Ve son kez zorlukla başını döndürerek suya der ki:

“Biliyor musun seni ben gerçekten seviyorum ve senin bilemediğin kadar sevdim üstelik”

Çok hüzünlenir su bu durum karşısında ve son çare olarak bir doktor çağırır Nedir sorun diye doktora sorar Doktor muayene eder gülü

Muayeneden sonra şöyle der:

“Hastanın durumu ümitsiz, artık elimizden birşey gelmez” Su merak eder kendisini bu kadar çok seven gülün ölümüne sebep olan hastalık nedir diye, ve sorar doktora “Hastalığı nedir ki sevgili dostumun” diye Doktor şöyle bir bakar suya ve der ki:

“Gülün bir hastalığı yok dostum, hiç dikkat etmemişsin galiba sevgili dostuna, bu gül sadece susuz kalmış, ölümü onun için” der Ve anlar ki su artik, sevgiliye sadece seni seviyorum demek yetmemektedir Ama artık çok geçtir

Sevdiklerinize, geç olmadan onları sevdiğinizi söylemekle kalmayın gösterin …