Sağlıklı bir ilişki için

Nisan 1, 2012 under Aşk-Sevgi

İşte sağlıklı bir ilişki sürdürmenin 5 püf noktası:

1. Sadık olun
Sağlıklı ve mutluluk verici bir ilişkinin temeli bağlılığa dayanır. Yakınlaşmaktan korktuğunuz için sevdiğinizden uzaklaşmak isteseniz de, sadakat sayesinde ona bağlı kalırsınız. Sadakat, sorumluluk almak, korkuları kontrol etmek ve duygusal olarak hazır olmak demektir. Eğer iki taraf da gereken sadakati gösterirse, sağlıklı bir ilişki için ilk adım atılmış olacaktır.

2. Kişisel sorumluluklar alın
İnsan, olgunlaştıkça kendi sorumluluklarını öğrenir ve bu sorumluluklar çerçevesinde hareket eder. Ancak bazı sorumluluklar vardır ki, bunlar başkasına karşıdır. Partnerinizi olduğu gibi kabul edin. Bu ilişkinin sadece sizin değil, ikinizin duygusal ihtiyaçlarını karşılamak için olduğunu unutmayın.

3. Kendinize iyi bakın
Hiç kimsenin sizin mutluluğunuzu ‘sağlamasını’ beklemeyin. Eğer kendinize iyi bakar, ihtiyaçlarını karşılarsanız, ilişkinizin daha dengeli olmasını sağlarsınız. Partneriniz için her şeyi siz yapmayın. Unutmayın ki, onun ‘kendisine’ iyi bakmayı öğrenmesi gerekiyor

4. Dürüst olun
Kafanızı karıştıran, sizi üzen konuları, ihtiyaçlarınızı, isteklerinizi, duygularınızı ve sınırlarınızı dürüstçe ve açık olarak ifade edin. Doğruları söyleyip söylememe çelişkisine düşmeyin. Doğruları, ilişkinizi zedelemeyecek biçimde söylemeye dikkat ederseniz, mutlu olursunuz.

5. Kendinize düşen görevi yapın
Sağlıklı ve mutluluk verici bir ilişki çaba gerektirir. Elinizden geldiği kadar ‘canlı’ yaşamaya çalışın, duygusal sorunlarınıza çözüm arayın, herşeyi yönetmeye çalışmayın, geçmişinizdeki sorunlarla yüzleşin ve korkularınızı yenin. Böylece ‘sağlıklı bir ilişki’ için kapasitenizi arttırmış olacaksınız!

comments: 0 » tags:

Mutlu bir ilişki için

Şubat 6, 2012 under Aşk-Sevgi

Mutlu bir ilişki herhalde herkesin en büyük dileği veya isteğidir. Sevdiğimiz erkekle veya bayan ile mutlu olmak hepimizin hayali. Peki, bunun yani “mutlu ilişki”nin sırrı ne?

İsmi her ne olursa olsun ister flört veya evlilik olsun her türlü “aşk” ilişkisinde iki kişinin de çok mutlu ve çok huzurlu olması bu ilişkinin sağlığı açısından galiba en önemli şeydir. Var olan Mutluluğu yaşamak ve yaşatmak da tabii bu iki kişinin elindedir. Bu sebepten ilişkilerin en iyi şekilde yürümesi ve daime mutlu bir ilişki yaşamak için birkaç küçük hususa dikkat etmek gerekir bunları şöyle sıralayabiliriz.

İlk kural denge kurun

Her şeyin genel anlamda temelinde kendinize ait olan hayatınızla ile iki kişi olarak paylaşacağınız hayatın tam olarak dengesini kurabilmek yatıyor. Denge, aslında burada çok önemli. Çünkü sadece kendi hayatınıza kendi yaşantınıza vakit ayırıp eşinizi ihmal etmeniz ve onunla ilgilenmemeniz de, kendinizi tamamen ona adamanız ve kendinizi, kendi hayatınızı unutmanız kadar tehlikeli. Çünkü unutmayın; bu tarz bir dengeyi kurmanız sadece ilişkiniz için değil, özgüveniniz ve kendinize olan saygınız için de oldukça önemlidir

Fedakârlıkları unutmayın fedakârlık yapmak her şey demektir ilişkide

İlişkinizi çok keyifli ve çok uzun süreli olması için en önemli noktalardan bir diğeri de iki tarafın karşılıklı fedakârlıklarda ve özveride bulunması. Asla unutmamanız gereken en önemli nokta artık yalnız değilsiniz. Çok iyi anlaştığınız ve çok sevdiğiniz biriyle artık ortak bir hayat yaşamaya gayret gösterip çalışıyorsunuz. Elbette her düşünceniz, zevkiniz ve talebiniz birebir uyuşmaz. Ama her iki taraf da birbirlerinin bu zevk, istek ve talepleri konusunda fedakâr ve cömert olursa ilişki çok daha sağlıklı olacaktır. Bu ve buna benzer durumlarda bencil veya olumsuz davranmak ilişkiye haddinden fazla zarar verecektir.

Sorunları içinize atmayın, bunun yerine onun ile paylaşın

Sevmek, sevilmek, mutlu olmak nasıl birer duyguysa, kızmak, hüzünlenmek, üzülmek de aynı şekilde her insanın sahip olabileceği hislerden biridir. Eğer ki canınız bir konuya çok sıkkınsa bunu eşinizle rahatlıkla paylaşabilmelisiniz ve onunla bu konu hakkında konuşabilmelisiniz. Bu canınızı sıkan konu eşiniz değil, herhangi bir şey de olabilir veya herhangi bir konuda. Asıl önemli olan içinize atmamak ve paylaşmaktır, bu aynı zamanda aranızdaki dostluğu da pekiştirmektir. Çünkü içinize attığınız küçücük sorunlar, küçücük problemler ileride çok daha büyük problemlere çok daha büyük mutsuzluklara yol açabilecek güce sahiptir.

Mutlaka anlatacak bir şeyleriniz olsun kıyıda köşede

Kadın da erkek de ilişkinin git gide yaşlanması ile yani birliktelik süresinin uzaması ile birlikte kendini göstermeye başlayan rutinden, aynı şeyleri yapmaktan korkar. Mesela, örnek verecek olursak akşam birlikte yemeğe oturduğunuzda konuşacak hiç bir şey olmaması… Bu ve buna benzer sıkıntıları yaşamamak tabi ki elinizde. Kendinize daha zaman ayırıp, size daha çok keyif verecek bir şeyler yapmak. Bu resim yapmak, farklı müzikler dinlemek, kitap okumak veya spora gitmek olabilir. Böylece hem çok zevk aldığınız şeylere vakit ayırmış olurken, hem de eşinize anlatacak farklı konularınız ve farklı düşüncelerin sahibi olursunuz. Ayrıca, arada bir yapacağınız küçük sürprizler ile onu şaşırtmanın da rutini, aynı şeyleri yapma durumunu bozacağını ve ilişkinize yeni yeni heyecan katacağını unutmayın.

Yukarıda mutlu olmanın ve mutlu kalmanın birkaç küçük tüyosunu verdik ama bunların hepsini veya daha farklı şeyleri yapmak sizin elinizde ilk önce bunu unutmamanız gerekir. Çünkü basitleşmeye başlayan bir ilişkiyi tekrar canlandıracak yeniden heyecanlandıracak hale getirmek daima sizin elinizdedir. Bunu unutmayın.

comments: Closed tags:

‘Arada Kalmış’ Duygusal İlişkiler

Şubat 25, 2011 under Aşk-Sevgi

İlişkiniz ‘arada kalmış’ olmasın! Yıllardır süren hatta nikâh masasına bile oturacağınız ilişkinizi zorlaya zorlaya mı sürdürüyorsunuz? Bir türlü kopamıyorsunuz ama yine de doğru insanın o olduğundan emin değil misiniz? Başkalarının yanında çok yakın olup baş başa kaldığınızda aranızda uçurumlar mı oluyor? O halde siz ‘arada kalmış’ bir ilişki yaşıyor olabilirsiniz!

Arada kalmış ilişkilerin genel özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:

Tutarsızlık:

Arada kalmış ilişkilerdeki duygu, düşünce ve davranışlarda ahenksizlik ve tutarsızlık vardır. İlişkiden emin olmanın vereceği huzur ve derin mutluluk hissi yerine; yüzeysel ve zorlama yaşanan keyifli anlar ve ani çöküşler, düşünsel-duygusal paylaşımın yetersizliğinden oluşan ‘sıkılma’ gibi duygu-durumlar yaşanır. İlişki spontan bir şekilde akmıyordur; tartışmalarla veya sürekli faaliyetler (geziler vb.) planlayarak, ilişkiyi siz (biriniz veya ikiniz birden) sürüklüyorsunuzdur.

‘Zorlama’ romantizm:

Arada kalmış ilişkilerde (bir taraf veya her iki taraf için), bir ilişkide beklenebilecek temel jestler yapılırken zorlanılır, ‘unutarak’ yapılmaz veya sanki bir görevmiş hissi vererek rutine bağlanır. Özen göstermiyorsa durumu normalleştirmeye çalışırsınız (örneğin; ‘el ele tutuşmayı sevmemesi normal’ veya ‘her hafta sonu buluşmaya bence de gerek yok’ gibi…). Rutine bağlanan jestler ise sıkıntı verir. Her iki durumda da aslında işlerin yolunda gitmediğini hissedersiniz.

Başkasına yakıştırmak:

Yanlış bir yapbozun parçalarını zorla birbirine eklemeye çalışmak gibi arada kalmış bir ilişkideki kişiler de (biri veya ikisi; kendini ona veya onu kendine) birbirlerine tam olarak yakışmadıklarını hissederler. ‘Birini kendine yakıştırmak’, o kişinin yüz-vücut ifadesinden, değer yargılarından, davranışlarından ve bunlarla oluşan duygulardan etkilenebilir. O kişiyi beğenseniz bile, sanki olması gereken yer, sizin yanınız değildir.

Gelecek hayalleri:

O kişinin annelik/babalık için yetersiz olduğunu düşünmeyebilirsiniz de kendi çocuğunuzun anne/babası olarak içinize sindiremezsiniz. Onu, yaşlılığınızda birlikte yaşayacağınız, birbirinize bakmak zorunda kalabileceğiniz zamanların hayaline bir türlü oturtamazsınız; sabır, emek ve güçlü sevgi gerektiren fedakârlıklara yeterince motive olamayacağını düşünürsünüz.

Çevre ve ilişkiler:

Arada kalmış ilişkilerde, birbirinizin arkadaşlarıyla görüşmeye (biriniz veya ikiniz birden) gönülsüz olursunuz. Başkalarının yanında abartılı bir ilgi sergileyip yalnızken soğuk olmak veya başkalarının yanında sanki hiç birliktelik yaşanmıyormuş hissi verecek kadar kopuk olmak… gibi. Bunlar, o ilişkiye ait olma hissinin yapay bir şekilde zorlanmasından, başkalarının yanında maskelenemeyecek kadar yetersiz (saygı, sevgi, tutku) duyguların olmasından kaynaklanabilir.

Ne yapmalı?

İlişkinizin arada kalmış olup olmadığını anlamak, zamanla veya ani gelişen olaylarla duyguların netleşmesi ile gerçekleşebilir. İlişkinin bütününü ve ilişkilerdeki benzer tutumlarınızı değerlendirmek için psikoterapiden faydalanabileceğiniz gibi, ‘gerçekten onu mu istiyorum, bu ilişkiyi sürdürmeyi bir ‘başarı’ olarak kabul edip hırs haline mi getirdim, yoksa yalnız kalmaktan mı korkuyorum’ gibi sorulara cevap aramak işe yarayabilir.

İlişkinizi Ateşlendirin

Şubat 25, 2011 under Aşk-Sevgi

Her çiftin en büyük sıkıntısı, ilk günlerin şehvetinin uzak bir anıya dönüşmesidir. İşte size o eski güzel günleri geri getirecek ilişkinizi ateşlendirecek tüyolar…

1 Sevdiğiniz kişiden nefret etmekte özgürsünüz

Neden uzun süreli bir ilişkide olduğunuz için karşı tarafa öfke duymayasınız ki? Uzmanlar sinirlenmeyi kendimize bağımsız bir alan açma taktiği olarak görüyor. Birbirini tutkuyla seven çiftler, ne öfkelerini saklar ne de onun içinde boğulur. Tersine onu yumuşatmanın yollarını bulur, bu duygudan asla utanmaz ve yoluna devam eder.

2 Tartışmalara dikkat edin

Hiçbir mutlu evlilik Adem ve Havva gibi birbirinin gözünün içine bakarak gerçekleşmez. Tartışmalar sürekli alarmda ve heyecanlı olmamızı sağlar. Ancak dikkat. Bu tartışmalar kadın-erkek farklılıklarından doğan önemsiz konularda olmalı. Yani neden sekreterinizle flört ettiğiniz değil, bulaşıkları makineye koymadığınız üzerine olmalı. Temel konularda anlaşıyor olmalısınız ki küçük kavgalar aranızdaki elektriği canlı tutsun.

3 Ayaklarını okşayın

Her iki haftada bir beraber televizyon izlerken ayaklarını alın ve sakince masaj yapın. Unutmayın bu bir ön sevişme tekniği değil, sadece onu önemsediğinizi göstermek için yaptığınız bir hareket. Eğer hoşuna giderse bu gece için olmasa bile sonraki geceler için vücudu uyarılmış olacak.

4 Anılar yaratın

Nasıl futbol takımları her sezonun başlangıcında daha da güçleniyorsa (ya da biz en azından öyle olduğunu sanıyoruz) ilişkiler de unutulmaz anılarla güçlenir (özellikle de seksle ilgili olanlarla). Mekân, müzik, sıcaklık ya da hoş bir manzara gibi hafızada yer edecek ayrıntıların unutulmayacağı anılar yaratın.

5 Gelenekleriniz olsun

Uzun süreli bir ilişki yaşamanın en güzel yanlarından biri geleneğe dönüşen alışkanlıklar yaşamaktır. İşin içine biraz da seks katarsanız, ilişkiniz asla sıkıcı bir hale gelmez. Örneğin her cuma akşamını sinema günü yapın ve vizyondaki en aptal filme bile gidin. Ardından en sevdiğiniz barda birkaç kadeh içki içtikten sonra koltuk üzerindeki sevişme geleneğinize geçebilirsiniz.

6 “Seni anlıyorum hayatım” ya da “Senin için yapabileceğim bir şey var mı?” deyin

Yüzlerce araştırmanın artık sizi ikna etmiş olması gerekiyor: kadınlar saygı duyuldukları ve desteklendiklerini bildikleri sürece yatakta daha istekli olur. Onunla anlaşamadığınız konular mutlaka olacaktır, ancak asla gururunu kırmayın ve en azından onu anladığınızı belirtin.

7 Vücutlarınıza güvenin

Tutkulu bir seksle ilgili en büyük yanılgılardan biri güçlü bir ilişkiden doğduğudur. Oysa birbirine saygı duyan ve anlayış gösteren bir çift olmak, çılgın bir seks hayatı için yeterli olmayabilir. Aksine iyi bir seks, bu yakınlığın doğmasına yardımcı olabilir. Unutmayın, vücutlarınız ruhlarınızı da birleştirebilir.

İlişki Şekilleri

Ocak 30, 2011 under Aşk-Sevgi

İlişki gidişatınızın şekillere yansıması nasıldır hiç düşündünüz mü? İlişkiniz hangi geometrik şekle benziyor? İlişkinize nasıl bir şekil verirdiniz? Bir daire mi, yoksa bir kare mi? İlişki türlerine göre mutluluğun sırrı…

1. Daire

Siz her şeyi birlikte yaparsınız. Aynı giyim tarzını tercih etmekten, aynı hedefleri paylaşmaya kadar partnerinizle her konuda anlaşıyorsunuz. Partneriniz daha cümlesini bitirmeden onun ne demek istediğini biliyorsunuz. Sizin tutumunuz “Biz ikimiz dünyaya karşı biriz” olarak özetlenebilir.
- Olumlu yanları: Aşk ve yakınlık.
- Olumsuz yanları: Aileden ve arkadaşlardan uzaklaşma riski.
- Düzeltilmesi gereken noktalar: Kimliğinizi kaybetmemeye çalışın. Hobilerinizden veya en azından bir tanesinden kesinlikle vazgeçmeyin. Arkadaşlarınızla takılın. Yeni çevre edinin. Bütün arkadaşlarınız mümkünse ortak olmasın.

2. Kare

Siz ve erkeğiniz, bir karenin kenarları gibisiniz. Her biriniz, kendi hayatına ve kariyerine sahip, ancak birlikte yenilmez bir takım oluşturuyorsunuz. İlişkiniz son derece dayanıklı.
- Olumlu yanları: Kare, bir özgürlük ve bağlılık karışımıdır. Her iki partner eşittir ve bibirinden emindir. Herkes kendini ifade etme özgürlüğüne sahip olduğu gibi, karşısındaki kişiye de özgürlük hakkı tanıyacak kadar özgüven sahibidir. Takım ruhu bir an olsun ilişkinizden eksik olmadığı için, takımınızı tehlikeye atacak hareketlerden sakınmayı iyi bilirsiniz.
- Olumsuz yanları: Olumsuz yanınız hiç yok. Söylenebilecek tek şey var: İkiniz de güçlü kişiliklere sahip olduğunuzdan, ilişkiniz kareden, paralel çizgilere dönüşme riskini taşıyor.
- Düzeltilmesi gereken noktalar: İletişimi canlı tutun. Birlikte vakit geçirmeye bakın. İkiniz de özgür karakterlere sahip olsanız da, birbirinizin hayallerini bildiğinizden emin olmaya çalışın.

3. Üçgen

Siz ve partneriniz, üçgenin iki kenarını oluştururken, üçüncü kenarını ise sürekli ilişkinizin içinde olan bir kişi (arkadaş veya kayınvalide) oluşturabilir.

- Olumlu yanları: Yalnızlığı seven bir kişiyseniz, bu tür ilişki tam size göre.
- Olumsuz yanları: Partnerler mevcut duruma o kadar iyi ayak uydurmaya başlar ki, normal bir ilişkinin tadını unuturlar. Durumu düzeltmenin tek yolu, üçüncü kenarı dışlamaktır.
- Düzeltilmesi gereken noktalar: İlişkinizdeki üçüncü kişiyi veya durumu hayatınızdan çıkarmak için profesyonel yardım isteyin. Eğer partnerlerden biri üçlü ilişkiden vazgeçemezse, diğer partner için ayrılıktan başka yol kalmaz.

4. Köşegen

İlişkinizde ya siz, ya da partneriniz lider konumda. Örnegin, sevgiliniz karar alırken, siz itiraz etmeden onları uygularsınız.
- Olumlu yanları: Bazı insanlar partnerlerine teslim olmayı severler. Eğer ikinizden biri liderliği, diğeri ise yönetilmeyi severse, ilişkiniz sorunsuz devam edebilir.
- Olumsuz yanları: Bu tip ilişkilerde, güçlü olan ilerler, diğeri ise bir yerde saplanıp kalır. Geride kalan kişi kendini kısıtlanmış hissetmekle birlikte, zamanla diğer partnere karşı istemeden de olsa olumsuz duygular, kin bile beslemeye başlar.
- Düzeltilmesi gereken noktalar: İlk önce aranızdaki eşitsizliği kabul etmelisiniz. Böylece ilişkinizin dengesi yeniden kurulmaya başlar. İhtiyaç hissediyorsanız, bir ilişki terapistine gidebilirsiniz. Onun yardımıyla maddi ve manevi sorumluluklarınızı eşit olarak paylaşmayı başarabilirsiniz.

5. Paralel

Her biriniz, hayatını ayrı ayrı yaşıyorsunuz. Hiçbiriniz ilişkinize zaman ayırmıyorsunuz. Aranızda iletişim yok. İki komşudan daha fazlası değilsiniz.
- Olumlu yanları: Ev masraflarını paylaşırsınız ve sadece yalnızken konuşacak bir arkadaşınız vardır.
- Olumsuz yanları: Bu tür aşklarda, sevginin dozu yüksek olmaz ve ilişki alışkanlık uğruna sürdürülmeye çalışılır.
- Düzeltilmesi gereken noktalar: Beraber vakit geçirmeye çalışın. Elektrik faturasını ödeyip ödemediğinizi sormak yerine, gününün nasıl geçtiğini, kendini nasıl hissettiğini sorun. Bunu bir türlü başaramıyorsanız, noktayı koyun ve baştan alın. İlişkinizin yürümediği, apaçık ortada.