Bal Bebekler İçin Zararlımıdır

Nisan 23, 2011 under Faydalı Bilgiler

Balın bebeklere zararları, bal bebekler için niçin zararlıdır.

Bir yaşını geçmiş çocuklara balın bir zararı olamaz ama 12 aylıktan daha küçük bebeklere tavsiye edilmez. Peki nasıl oluyor da, tabiatın arılar vasıtası ile bahşettiği bu muhteşem gıda bebekler için zehirleyici olabiliyor?

‘Botulizm’ kelimesi bir çeşit zehirlenmeyi tarif eder. Botulin ise bakterilerin ortaya çıkardığı bir protein olup kaslardaki fiber doku yoluyla sinir hücrelerini istila eder, sonucu ölüme yol açabilecek hasarlar verebilir.

Botulizm bakterisi tabiatta bol bulunur ama havadaki oksijen tarafından hemen öldürülür. Ancak aktif olmadıkları zamanlarda bile oksijensiz bir ortamda yine hayat bulurlar. Bu, en çok teneke konserve kutularda saklanan gıdalarda görülür. Ağzı sıkı kapalı kutu
ların oksijensiz ortamında canlanan bakteriler, eğer yiyecek iyi ısıtılmazsa zehirleyici toksinler üretirler.

Arılar bal yapmak için nektar toplarlarken botulizm sporlarını da beraber alıp farkında olmadan bal yapımında kullanabilirler Yetişkinlerde bu balın yenmesi sorun yaratmaz. Gerek vücudun savunma sistemi gerekse midenin asitli ortamı, bu bakterinin zarar vermesine müsaade etmezler.

Bebeklerde ise hem savunma sistemi yeterli gelişmemiştir hem de mide hala ancak anne sütünü hazmedebilecek durumdadır. Zehirlenen bebek nefes alma ve yutkunma zorluğu çekebilir, kol, bacaklar ve boyunda güçsüzlük ortaya çıkabilir, durum çok ciddi sonuçlara yol açabilir.

Aslında botulin proteini bebeklere 6 aya kadar zarar verebilir. 8 aydan sonra tehlike geçmiştir ama en iyisi, bebeğin sağlığını emniyete almak için bir yaşına kadar bal yedirmemektir.

Balın bir türü olan delibal zehirlenmesi ise bir başka olaydır, yaşa bağlı olmadan tüm insanları etkileyebilir. Daha çok Karadeniz bölgesinde görülen bu zehirlenmenin nedeni arıların balı yaparken kara ağrı ve sarı ağrı adı verilen bitkilerin çiçeklerinden aldıkları toksindir.

Zehirlenme, bir kişinin bu baldan 50-100 gram yemesinden sonra ortaya çıkar ve kendini karın ağrısı, ishal, kusma, baş dönmesi hatta kol ve bacaklarda ağrı, kramp ve felçler şeklinde belli eder. Genellikle ölümle sonuçlanmaz. Bu balın bekletilmesi veya kaynatılması da zehirlenmeye çare değildir.

Patlamış Mısır Nasıl Patlıyor

Nisan 22, 2011 under Faydalı Bilgiler

Patlamış mısırın nasıl patladığını bu olayın nasıl gerçekleştiğini hiç düşündünüz mü?  İşte patlamış mısır hakkında bilinmeyenler.

Patlamış mısırın hikayesi beş bin yıl evveline, Amerika kıtasına kadar uzanıyor. Amerika yerlileri gıda için kullanılacak mısır ile içi daha sulu olan patlayabilir mısırların arasındaki farkı biliyorlardı. Kolomb kıtaya ayak bastığında yerlilerin mısır kültürünü gördü, ama asıl ilgi 1510´lu yıllarda Güney Amerika´da terör estiren Hernanda Cortes´in Aztek´lerin dini ayinlerde ipe dizilmiş patlamış mısırları yediklerini görmesi ile başladı. Üstelik yerliler mısırı bir çeşit şişe geçirerek, tekrar tekrar ısıtarak veya kızgın kuma gömerek değişik şekillerde patlatarak yiyorlardı. Amerika kıtasının keşfinden sonra Avrupa´ya getirilen ürünlerin içinde en ünlüleri patlamış mısır ve tütündü. Birincisine çok fazla yağ ve tuz ilave etmezseniz, kesinlikle ikincisinden daha sağlıklıdır. An
cak tüm mısır taneleri patlamaz. Patlayan mısırın gizemini yaratan iki faktör vardır: Mısır tanesinin içinin çok güzel bir ısı geçiş özelliği ve müthiş bir mekanik mukavemete, yani sağlamlığa sahip kabuğu. Mısıra dikkatli bakıldığında, etrafında kalın ve su geçirmez bir kabuk olduğu görülür. Bunun altında iki tabaka daha vardır. Tanenin bu iç kısımlarındaki moleküllerin sıralanış biçimi, normal mısır tanelerine göre daha düzenlidir. Bu sayede ısı normal tanelere oranla neredeyse iki misli hızla içine yayılabilir. Kalın kabuk ısıtıldığında, tanenin içi de süratle ısınır ve içindeki su, basınçlı bir su buharı oluşturur. Isınma süresince gittikçe artan bu basınç, sonunda kalın kabuğun adeta infilak ederek yırtılmasına yol açar. Tane ilk boyutundan yaklaşık 30 misli büyür, içi dışına gelir, yani tanenin içindeki yumuşak kısım dışarı çıkarak yenilebilir kısmı oluşturur. Bu özelliği tabiatta başka hiçbir şeyde göremezsiniz. Belki biraz ekmeğin oluşumunu buna benzetebiliriz. Bir mısır tanesinin ideal bir şekilde patlayabilmesi için, içinde en az yüzde 14 oranında su olması gerekir. Bunun altındaki oranlarda yine patlar ama kısmen açılır, istenen sonuç alınamaz. Mısırın içersindeki su oranını artırmak için, kapalı bir ortamda üzerine su serpiştirilmesi ve beklemeye bırakılmasının faydalı olacağı söylenir ama bu işlem mısırın içindeki su oranını en fazla yüzde l arttırır. Bir mısırı iğneyle delerseniz, bir fırında veya güneş altında bekletirseniz, 150 derecenin altında ısıtırsanız, yukarıda bahsedilen suyun buharlaşması, basınç ve infilakın hiçbiri gerçekleşmez.

Keçiboynuzu Nedir

Nisan 22, 2011 under Faydalı Bilgiler

Keçiboynuzu hakkında bilgi ve keçiboynuzunun faydaları.

KEÇİBOYNUZUNUN Yunanca adı keration.

İngilizcede carob, Arapçada ise kırrat.

Keçiboynuzu tohumu yüzyıllar boyunca elmas ölçmek için

kullanılmış. Elmaslar keçiboynuzu tohumu ile tartılarak satılmış.

Bu yüzden keçiboynuzu, kırat ya da karat denilen ölçüye adını

vermiş.

* * *

PROFESÖR Dr. Aydın Akkaya şöyle yazıyor: “Keçiboynuzu çekirdeği

doğada ağırlığı değişmeyen bir tohumdur… Bütün tohumlu bitkilerden

yalnız keçiboynuzu uzun süre suda bekletildikten sonra filiz

verebilir. Bu hem çok kuruduğu ve meyvesinden çıktıktan sonra son ve

sabit ağırlığını aldığı için hem de içine su alması olasılığının çok

az ve çok uzun zamana bağlı olduğu içindir.

Bu nedenle Araplar, Selçuklular ve Osmanlı döneminde ağırlık ölçüsü

olarak kullanılmıştır… dört tanesi bir dirhem eder. Dirhem

değişmekle birlikte 3 gr. ağırlığı temsil etmektedir… Satıcı iki

dirhemlik bir şey satarken (8 çekirdek) lütfedip 1 çekirdek fazla

tartarsa bu, malı alan kişinin itibarını gösterir.

Olağandan fazla giyinen, süslenen vb. kişilere de “İki dirhem bir

çekirdek” denmesi bundan kaynaklanmaktadır.”

Örümcek Ağının Özellikleri

Nisan 15, 2011 under Faydalı Bilgiler

Örümcek ağlarını hiç merak ettiniz mi ? Küçük bir örümceğin yarattığı devasa sanat eseri misali örümcek ağları sizce nasıl oluşuyor?

Örümcekler günümüz teknolojisinin bile çözemediği inanılmaz canlılardır. Örümcek ağının çok özel nitelikleri olan sağlamlık ve esneklik bugüne kadar taklit edilemedi. Aynı çaptaki bir çelik telden iki kat daha güçlü olan bu doku ne kadar çekilirse çekilsin orijinal durumuna dönecek kadar esnektir. Örümcek ağları kendine yüksek hızla çarpan nesneleri yırtılmadan esneyerek frenler. Tekrar gerisin geriye yaylanmadığından nesne ters yöne fırlamaz, yapışır kalır. Örümcek ağının esneme kapasitesi bugün yapay olarak üretilmiş en iyi telin neredeyse dört katıdır. Örümcek ağının her tarafı yapışıcı değildir. Kurban ağa yakalanınca yapışkan kısmı bildiklerinden kendileri de ağa yakalanmadan onun yanına kadar giderler. Örümcek ağını amacına göre farklı şekillerde örer. Ağdaki ipliklerin de cinsleri yerlerine göre farklıdır. Yumurtaların sarmalanması için ürettiği yumuşak iplik onu aynı zamanda bir uçurtma gibi uçurabilir. Ağın ana yapısı, dairesel kısımları, avı yakalayacak kısmı için elastikiyetleri ve sağlamlıkları farklı ipler üretir.

Sınav Stresini Azaltmak İçin

Nisan 8, 2011 under Faydalı Bilgiler

Sınav stresini azaltmak için yemeniz gereken besinler:

Kompleks karbonhidratlar

Tüm karbonhidratlar serotonin üretimini artırır. Özellikle strese karşı kompleks karbonhidrat tüketmek ise oldukça önerilen bir yöntemdir. Bu karbonhidratlar daha yavaş sindirilir, kan şekerini düzenler ve dolayısıyla vücudun rahatlamasına yardımcı olur. Tam tahıllar kompleks karbonhidrat açısından en zengin besin maddeleridir.

Basit karbonhidratlar

Diyetisyenler şekerler ve soda gibi basit karbonhidrat kaynaklarından uzak durmanızı önerir. Bu besinler kısa sürede stresin etkilerini artırıcı özellik taşımaktadır.

Turunçgiller

C vitamini açısından zengin olan bu besinlerin stres hormonunu engelleyici bir özelliği bulunmaktadır. Çünkü C vitamini bağışıklık sisteminizi güçlendirir. Günlük 3 gram C vitamini, uzmanlar tarafından önerilen miktardır. Yapılan yeni bir araştırmaya göre stresli bir görevden önce 3000 mg C vitamini alan kişilerde tansiyonun daha düşük olduğu gözlemlenmiştir.

Ispanak

Temel Reis neden hiçbir zaman zor görevlerde pes etmedi ve strese yenilmedi dersiniz? Belki de bunun nedeni ıspanaktaki magnezyum miktarıdır. Magnezyum eksikliğinde ortaya çıkan baş ağrısı ve yorgunluk stresi daha da artırabilir. Sınavlara hazırlanan öğrencilerin yorgun düşmemesi için yeterli miktarda magnezyum alması önemlidir.

Siyah Çay

Bir türlü vazgeçemediğimiz çayın başka bir etkisi de stresi alıp götürmesidir. Çalışırken içeceğiniz bir bardak çay stresinizi azaltırken kahve tam tersi yönde etki edecektir. Bu nedenle öğrencilerin çaya yönelmesi önerilmektedir.

Antep fıstığı

Antep fıstığının yararları saymakla bitmiyor. Şimdi de vücutta salgılanan stres hormonunu azalttığı savunuluyor. Adrenalin stresli durumlarda kan basıncını artırır ve kalbin daha hızlı çarpmasına neden olur. Günde bir avuç Antep fıstığı tüketmek ise adrenalinin bu etkisini aza indirgemektedir.